22 Temmuz 2009 Çarşamba

Ofis ve organizasyon işleri

Ankara'nın keyfi sessizliğinde mi gizlidir nedir? Bugün Cumhurbaşkanı Abdullah Gül de, Başbakan Erdoğan da, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu da Ankara'yı terkediyor. Öyle koşturmaca falan yok. Ofiste sessiz sessiz çalışacağız. Günün anlam ve önemine atfen evde unuttuğum cep telefonumu bile eve gidip alma ihtiyacı duymuyorum. Ofisten ulaşın bana, ofisten...

Ofiste oturmayı özleyeceğimi de hiç düşünmezdim. Ama bak, neler oluyor üç gündür. Tolga, tatilden döndü ve esprileriyle beni yine baymaya başladı. (Tolgaaaaa, iyi ki geldinnnnn) Sürekli acıkma krizine girip ya yaş pasta yiyoruz kızlarla ya da lahmacun. Lahmacunları genelde tek başına yiyorum ama yenilmeyecek gibi de değiller. O kadar sporu boşuna yapmıyorum elbet. Yemekten çekinmeyeceğim, yiyeceğim. Ölmeyecek miyim. İyi ki Kebap 44 var, iyi ki kendimi zorlaya zorlaya spor salonuna atıyorum. Tatilden dönen bir başka insan; can dostum Ayşe olduğu için ayrı bir mutluyum. Onunla da akşam üzeri bira keyfi yapıp, yeni keyifler için planlar kurmak müthiş oldu. Tropikal iklime bürünüp, aklına estiği anda yağmurları pat pat indiren Ankara havasında hep 'daha yaz gelecek' hissine kapıldığımdan; aklımda kitaplarım, filmlerim, arkadaşlarım, havuzum, ucunu gösterip gösterip geri çekilen tatil organizasyonlarım var. Ofiste oturmaya fırsat bulunca bir yandan özel işler planları, bir yandan da haber işleri daha düzenli yapılabiliyor. Gazeteci; yeni haberlere, yeni fikirlere daha rahat konsantre olabiliyor. Bak bak; 6 Ağustos'ta Rusya Başbakanı Vladimir Putin geliyor, Eylül'de sıkı bir konuğu daha var Ankara'nın ama buraya yazamam (önce haberini yaparım belki), sonrasında Irak açılımları. Organize olmak gerek, organize.

Tabii bir-iki günlüğüne kapıldığım sevinç her an kararabilir. Bir günlüğüne gittiği Suriye'den bomba dosyalarla dönebilir Başbakan Erdoğan. Zaten, kendisine eşlik eden Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Suriye'den neredeyse Ankara'ya dönmeden Sırbistan'a, vızzt Karadağ'a gidiyor. Cumhurbaşkanı Gül; Bayburt, Erzurum ve İstanbul seyahatleriyle haftayı kapatma planında. Sahi, bu adamlar ne zaman tatil yapacaklar. Tatiliniz gelmedi mi sizin diye soracağım olmuyor. "Devlette işler durmaaaaaaz...." Ama ben, biraz sakinlik istiyorum. Yatışmak istiyorum. Ankara'da bu da mümkün demek istiyorum. Gül ve Davutoğlu neyse de, sanırım korkuyorum Erdoğan'dan. Korkuma yenik düşmemeye kararlıyım ama. Ofis keyfime, yani iç dünyama dönüp, gerektiğinde kafamı kabuğumdan çıkartırım düşüncesiyle şimdi kendime bir kahve yapıyorum.

1 yorum:

ayse keskalan dedi ki...

Hayatı bazen rölantiye almakta fayda var. Hızlı koşunca çabuk yoruluyoruz. Bu sakinliğin keyfini çıkar ;)

Öne Çıkan Yayın

Aradığınız sakinliğin adresini veriyorum : Göynük

Kaçıp, gitme dürtüsünün içimizi günde milyon kez yokladığı, dahası içimizi zonklattığı dönemler bunlar. Hep bir mayhoşluk, hep bir serse...