10 Kasım 2010 Çarşamba

Bugün 10 Kasım, çocukların kafasını karıştırmayın...


Saat; 9 buçuk oldu. Ben yazının başına otursam da evimin hemen arkasındaki ilköğretim okulunun bahçesinde Ata’yı  anma etkinliği sürüyor. Sadece okulla aramdaki büyük cadde değil her yer ama her yer çocuk sesleriyle çınlıyor. “Çok özlüyorum seni Atam”  diye haykırdı 6. sınıf öğrencisi Tülay. Hakan, “Mustafa Kemal’i anlamak yerinde saymak değildir” diyor. İsimleri anons edildikçe hepsi bir bir kürsüye çıkıyor. Geceden “Atam, kalbimdesin” şiirini ezberleyen Ezgi, “Hiloş teyzee, 9’u 5 geçe beni değil, Atatürk’ü düşünün. Kürsüden ona sarı laleler atacağım” sözleriyle Atatürk dünyama, çocukluğuma, gençliğime umut tohumları ekmişti en güzelinden. Bu çocuklar hiç susmasın, bu koşuşturma bitmesin istiyorum. 

Türkiye’nin neresinde olursa olsun çocuklar; bizim özlemimizi 300 bine katlar şekilde umutla anıyorlar Atatürk’ü bugün. Hepsi, “Biz büyüdük ve kirlendi dünya” şarkısını teninin en incinen yerlerinde hisseden büyüklere,  meydan okurcasına haykırıyor. Okuyup, koca koca adam olacaklar. Elleri iş tutacak. Üretecekler yorulmadan. Alınlarının terini zevkle silecekler. Bir fincan kahvenin tadını sindire sindire çıkartacaklar. Bizim de hayalimiz değil mi bu? İçten içe isteyip, çoğu zaman kötü düzene- kötü insanlara takılıp da üzerine şüphe bulutları serdiğimiz hayalimiz bu değil mi? Bugün 10 Kasım ve bütün çocuklar büyüyecek. Peşinden koştukları hayalleri kimsenin gaspetmeye hakkı var mı diye soruyorum kendime. Hırsla soruyorum size? Var mı!

Evet, sinirim depreşti. Okula gönderdiği çocuğunun arkasından kara kara düşünen veliler görüyorum her yerde. Bu çocukların hayalleri ne olacak ? Bu velilere, bu endişeyi yaşatmaya kimin hakkı var peki, kimin ? 87 yıl önce Cumhuriyet’i kurmuş lider Atatürk yok bugün aramızda. Peki, kimler var? Halen Türkiye’nin laik olup olmadığını sorgulayan, ‘laiklik tehlikede’ diye cahil cahil sloganlar atanlar var. Daha 9 yaşındaki Ezgi, televizyon haberleri kulağına çalındıkça “Çalışkan-tembel diye ayırdığınız gibi mi ayırıyorsunuz türbanlı-türbansız öğrenciyi. Çok sıkıcısınız” diye isyan ediyor büyüklerine. Annesine “iyi arkadaş-kötü arkadaş” bile dedirtmeyen Ezgi’yi kim aydınlatacak? Canım, şimdi yanımda olsa “Hiloooooşşş, sen tabii kiii” yanıtıyla boynuma sarılırdı. Yok, Kürtçe konuşan ülkeyi bölermiş, ‘ Alevi-Sünni-Ermeni-darbeci-kemalist’ herkesi bilmek gerekirmiş, yok 2013 senaryosuymuş, yok ülkeyi ninjalar basmış mış... Al eline bayrağı Anıtkabir’e koş, 'kalksa da yerinden yıkıldığımızı bir görse' diye bas bas bağır, kadın günü yap 10. Yıl marşı oku, yakandan Atatürk rozetini hiç çıkarma ama sokakta gördüğün insanlara gülümsemekten bile bihaber ol.... Cumhuriyet’e verilen değer bu mudur, Atatürk’e saygı bu mudur? Aydınlatalım derken, kafa karıştırdığımızın farkında mıyız? Evet, bugün 10 Kasım ve biz Atatürk çocuklarıyız. Onun dediği gibi ‘zeki-çevik-çalışkan’ olamaz mıyız... olamaz mıyız...

2 yorum:

Adsız dedi ki...

NERGİS GÜNE CENNET

Eline, kalemine, yüreğine sağlık arkadaşım....

Altan dedi ki...

Arkadaşlar, gerçekten Hilal arkadaşımız Türkiye'nin gerçeğini yazmış. Okumanızı tavsiye ederim. Ellerine sağlık.

Öne Çıkan Yayın

Aradığınız sakinliğin adresini veriyorum : Göynük

Kaçıp, gitme dürtüsünün içimizi günde milyon kez yokladığı, dahası içimizi zonklattığı dönemler bunlar. Hep bir mayhoşluk, hep bir serse...