4 Ağustos 2009 Salı

Putinnnn....gel, gör beni!


Rusya Başbakanı Vladimir Putin'i beklerken garip bir telefon trafiğindeyiz: İleri-geri gidişler, anlamsız duraklamalar, birilerine yol vermeler, arkadan zar-zar korna sesleri...Sanki, bildiğin abuk Ankara trafiği. Kimin ne yaptığı, kime laf söylediği, ya da kendi kendine konuşup konuşmadığı hiç mi hiç belli değil.

Dışişleri Bakanlığı'nı aradın mı, aradın. "Yaaa, nedir bu Putin işi Allahaşkına" diye inleyen Türk diplomatik sesine, "Hiiç, laf olsun torba dolsun misali Putin ziyaretiyle uğraşıyoruz" demek geliyor insanın içinden ama olmuyor. Benim soluksuz bir duraksamamın ardından karşı taraf atlıyor: "Bu iş enerji, ekonomi işi. Nabucco'sundan tut, Güney Akım, Mavi Akım-2, nükleer santraline kadar herşey var içinde. Varoğlu var. Hangisini anlatayım." Tabii, telefonda sözkonusu bile değil bu kadar konunun içine girmekk....."Kapat kızım Hilal. Kapat şu telefonu..." diyorum yine sessizce, kendime. Daha ne zamana kadar içime atacağımdan emin değilim. Patlarsam, fena olacak ama!

Rusya'nın Ankara Büyükelçiliği'nin akıcı Türkçe'siyle insanı büyülüyen tüm elemanları arazi olmuş durumda. Kimse masasında yok. Kimisi, "Sen biliyor musun, kaç bin tane güvenlikçi geldi. Onların peşindeyim. Putin'in güvenliğinden ben sorumluyum" telaşı yaşıyor bir otel lobisinde, kimisi Ankara sokaklarında dolaşırken "Ben, ön heyetlerarası görüşmelere başladım. Beni 1.5 saat sonra arasan" diye kıvranıyor. 6 Ağustos'ta 6 saatliğine Ankara'ya uğrayacak Putin'e, 200 kişilik bir heyetin eşlik edeceği anlaşılıyor, bu konuşmalardan sonra. Daha fazla Rusla konuşmak istemiyorum ama o da ne? Birisi işini, gücünü bıraktı beni arıyor hem de teşekkür için. "Biz çok gördük bu teşekkürlerden" diyeceğim, gene olmuyor!! Yaa, bakk..Bence de olmuyor. "Madem, gazetede çıkan kibrit kutusu büyüklüğündeki haberden bu kadar etkilendiniz, ben de özel bir votkayı hakettim" diyorum. Oh be, konuştum kurtuldum. "Hilal, utanmadın mı bu rüşvetten" dediğim anda kendi kendime, yine kendi kendimi rahatlattım: "Bu Ruslar, unuturlar..." Amaaan zaten ben Rus votkası değil, Absolute severim!

Putin'in gelmesine saatler kaldı ya, bu Avrupalılar'daki 'geri sayım' etkisi de yine gösterdi kendini. Daha geçen hafta Putin'in ziyareti hakkında konuşurken uluorta hepsinden bir "ıııııyyy" sesi çıkmıştı. Hiç ilgilenmiyormuşçasına bana soğuk soğuk bakan bu soğukkanlılar, şimdi telefonumu çaldırıyorlar: "Hilal Hanım, neymiş program. Kimlerle görüşüyormuş Putin Ankara'da?" "Siz, bana yardım ettiniz miki, ben size çırpına çırpına öğrendiklerimi anlatcam ulaaaaan"....Bak yine 'monşere' damarım beni engelliyor. Kibar kibar "6 saatlik program yoğun işte" diye söze girip, diplomatik diplomatik, "Görüşmelerde herşey var" diye kıvırıyorum.

Putinnnnn....gel, gör beni bu telefon trafiği neyledi.... !!!

1 yorum:

ayse keskalan dedi ki...

çok başarılı bir yazı olmuş, tebrikler....

Öne Çıkan Yayın

Aradığınız sakinliğin adresini veriyorum : Göynük

Kaçıp, gitme dürtüsünün içimizi günde milyon kez yokladığı, dahası içimizi zonklattığı dönemler bunlar. Hep bir mayhoşluk, hep bir serse...