13 Ekim 2010 Çarşamba

Ciğerim İspanya.... Ciğerim AB.... Goodbye Klos....


Bundan tam iki sene önce “Monşerlik benim neyime. Benim işim insan. Benim işim insanlarımızın mutluluğu. Benim işim çalışmak” sözleriyle kalbimi çalmıştı. İki yıldır kalbim onda. Daha da kalır orda, eminim. O gider, kalbim gider. Tamam; duygu denizine dalmadan, lafı dolandırmadan onun İspanya’nın Ankara Büyükelçisi  Joan Klos olduğunu söyleyebilirim. “Gidiyorum Hilaaaal” diye telefon açtı, ben de “Gidersen git. Bana İspanya’yı bırak da git” diye çıkıştım. Gene duygusallıktan. Ama gerçekten onun Ankara’daki  görevini tamamlayıp, Nairobi’ye uçarken İspanya’yı  Türkiye’ye bıraktığını gördüm. Ona veda etmek için Sheraton’u dolduran tüm Ankara gördü. Bu adam seviyor bizi. Bu İspanya, seviyor Türkiye’yi.



Valla boru değil. İspanya’nın AB dönem başkanlığı yaptığı dönemde, yani geçen dönem Türkiye; AB üyelik sürecinde 1 müzakere başlığı daha açmayı başarmıştı. Gül gibi “Gıda güvenliği” başlığı. Böylelikle, 33 başlıktan oluşan yolculukta, müzakere için açtığımız 13 başlık var elimizde. (Bu 3’ler peşimi bırakmıyor... bak bak, yine buldu beni..) Önümüzde de, açılması muhtemel 3 başlık var. (Sosyal politikalar, Rekabet, Kamu Alımları) Amaaaa, 17 başlık bloke. Yani AB’nin “Olmaaaz, sana vermiyorum” dediği  17 başlık. Tüm AB demiyor elbet...Kim diyor? Almanya, Fransa, Güney Kıbrıs...yani, başımızın püsküllü belaları... AB Genel Sekreterliği Genel Sekreter Yardımcısı Burak Erdenir, defterime not düştü o an : 17+13+3=33 ... Öyle basit bir hesap gibi görünebilir ama Türkiye’nin AB üyelik maratonunu anlatan bu tablo üzerinde yeniden, yeniden saatlerce kafa yorduk. Yorun kafanızı, yorun. Hepiniz yorun. Özellikle “AB yolunda bir arpa boyu yol alınmadı” diyenler yorsun.”İşin neresindeyiz” diye hava atanlar, AB üyelik sürecimizi küçümseyenler yorsun...Bu yol geleceğimiz çünkü, bu yol ‘o parti, bu parti’ yolu değil. Bu yol insan hakkımız, demokrasimiz çünkü...

Konuyu dağıttım sanıyorsunuz di mi... Hayııııır... Kocaman İspanya pastasını Türkiye’nin AB Başmüzakerecisi Egemen Bağış’la kesen Büyükelçi Klos, AB hesaplarının havada uçtuğu ortamda aldı eline mikrofonu şöyle dedi: Türkiye’nin AB üyelik sürecinin gönülden destekçisiyiz. Türkiye’yi hiçbir zaman unutmayacağım. Nasıl vefalı aşık, nasıl Türkiye dostu görüyorsunuz. Demek ki, AB’de dostlarımız da var. Var da n’olmuş. Hesabı yeniden yapalım, mutlu olalım: O başımızın püsküllü belaları ülkelere karşı sadece biz savaş vermiyoruz, arkamızda diğer AB ülkeleri var. Yalnız değiliz dostlar, yalnız değiliz...

Şimdi bana “Yine saftorikçe mutlu oldun” diye çıkışacaksınız ama öyleyim. Bütün hesapları yapıp iyimser olmak istiyorum. Sevgili arkadaşım Lucie’nin “Our minister” ismini verdiği Bakan Bağış, sadece kötü hesap yapanların bile Türkiye-AB ilişkilerinde neler olduğunu daha iyi anlamasını sağlayacak çok içten bir anısını paylaştı hepimizle. Van’da tüm AB büyükelçileri, daha geçenlerde Bakan Bağış’la diplomatik-turistik bir gezi kapsamında buluşuyorlar. Ne zaman? Yüreklerimizin şehit haberleriyle yandığı zaman. Bu yıl.. Klos, şehit cenazelerine tüm büyükelçilerin katılmasını sağlıyor. Türkiye’nin terör acısını tüm AB’nin paylaştığını gösteriyor. “PKK’yı istemiyoruz” diyor tüm AB, hep bir ağızdan...Bakan Bağış diyor ki, “Bunun adı acıyı paylaşmaktır” ... Büyükelçi Klos, Bağış anlattıktan sonra “Kalbim bir kez daha yandı” diyor.... Ama bunun öz Türkçesini Stratos fısıldıyor kulağıma: “Ciğerim yandı, ciğerim”.... Hımmm... Nasıl bir aşk yaşıyoruz AB’yle... Ne dersiniz... Ben umutluyum, ciğerim... !

2 yorum:

Oznur dedi ki...

Evet Hilalcim iste bir Turk/Turkiye dostu daha geldi geçti... Sen de her zamanki gibi ne kadar yalın ne kadar güzel anlatmışsın Sevgili Büyükelçiyi ve AB yolunu.....
Hep burada ol, hep yaz!

woyujune dedi ki...

This blog is bookmarked! I really love the stuff you have put here.

paxil

Öne Çıkan Yayın

Aradığınız sakinliğin adresini veriyorum : Göynük

Kaçıp, gitme dürtüsünün içimizi günde milyon kez yokladığı, dahası içimizi zonklattığı dönemler bunlar. Hep bir mayhoşluk, hep bir serse...