21 Aralık 2009 Pazartesi

Otobüse binmiş AB ekibi


Onlar bugün Brüksel’deler. ‘Çevre’ başlığında, Avrupa Birliği(AB)ile üyelik müzakerelerini başlatacaklar. Neyse ki, yıl bitmeden nur topu gibi iki müzakere başlığı Türkiye’nin elinde olacak. Hatırlayın; Türkiye, yılın ilk yarısında ‘vergilendirme’ başlığında müzakerelere başlamıştı. “Topu topu iki başlığımız mı var elimizde” demeyin. Fotoğrafın en solunda gördüğünüz AB Genel Sekreterliği’nin yakışıklı genel sekreteri Volkan Bozkır’dan “Ah ah! Sayı saymayı bilmiyorsan, Fenerbahçe’nin yıl boyunca attığı golleri alt alta koy, topla. Bir güzel alıştırma yap” lafını bile yersiniz. Bu lafı topluca yemeyelim diye buraya AB Genel Sekreterliği’nden aldığım bilgileri özenle yerleştiriyorum. Yararlanmayan kalmasın: Türkiye, toplam 33 müzakere başlığında ‘açma-kapama ve onaylama’ işlemlerinden başarıyla geçtikten sonra ancak AB üyeliğini göğüsleyecek. ‘Çevre’ başlığının daha diplomatik deyimiyle ‘faslı’nın açılmasıyla Türkiye’nin üyelik yolunda açtığı müzakere başlık sayısı 12’ye yükselecek. “33’ten 12 çıktı mı” diye sorabilirsiniz ama sormayın. Çıkmadı, çünkü 12 müzakere başlığından sadece bir başlığı kapatabildik. O da ‘Bilim ve Araştırma’. Diğer başlıklar açıldı da ne oldu? Türkiye’nin önüne engel koyan üye ülkeler yüzünden (Fransa, Kıbrıs Rum Yönetimi, Yunanistan...) kapanamadı. Oy birliği olmazsa kapatamıyor arkadaşlar.

Daha iki satır ‘açma-kapama’ işlemi üzerine yazdım, fenalık geldi. Boşuna değil Volkan Bey’in bu kadar kendini Fenerbahçe’ye adaması, zaman zaman gazetecilerin kendisine yönelttiği AB sorularını “Goool, Goooollll” diye geçiştirmesi. Yoksa bu AB işine yıllardır kimse dayanamazdı. Brüksel dönüşü Ankara’da da AB’nin direksiyonunu çeviriyor. AB stresinden uzak yaşaması için Volkan Bey’in daha çok Fenerbahçe maçı izlemesini destekliyorum. Eminim Fenerbahçe gol attıkça, zaferden zafere koştukça Volkan Bey de iştahlanacak, AB’ye kök söktürecek. Tamam, arada bana da söktürebilir. En azından öğrenmeye çalışıyorum değil mi Volkan Bey. Onca sözünüzün arasından bir de tek tek Fenerbahçe’leri ayıklıyorum, çalışıyorum. Hakkımı isterim!

Konya dönüşü lüks Ulusoy otobüsümüze bir baktık, misafir geliyor. Türkiye’nin genç yüzünün ifadesi AB Başmüzakerecisi Egemen Bağış ile AB Genel Sekreteri Volkan Bozkır heyecanlı bakışlarımız altında arka koltuğa yerleştiler. Şeb-i Arus törenleri için Konya’da toplanan AB büyükelçilerine “Bakın haaa, üyelikte çok kararlıyız” demekten yorulmadılar. Bir de bizim sorularımızı yanıtladılar. Mevlana sabrını kapmışlar ki, vay AB’nin haline.

Egemen Bey’in ‘çok sağlamcı’ olduğunu fotoğrafa bir daha bakıp anlayabilirsiniz. Sağına Volkan Bey’i aldığı yetmiyor, soluna da gönlünü AB’ye kaptırmış, AB de gönlünü Türkiye’ye kaptırsın diye kendini uykudan muaf tutmuş ‘Türkiye’nin en parlak diplomatı yarışması’ düzenlense kesin birinci çıkacak Faruk Kaymakçı’yı oturtuyor. Ekibe bakar mısınız... AB yolunda ancak arada bir Fenerbahçe performansını düşürürse sekleyebiliriz. Niye, Volkan Bey’in morali mi bozulur? Hiç de bile. Volkan Bey, zafer için B planları üzerinde daha çok çalışır. Belki biraz zaman kaybedilir ama yanında bir Bağış, bir de Kaymakçı var. Yok, yok, sekme şansı yok… Volkan Bey’den kaçar mı. O, ne yapar-eder bir gol atar.

Ama bu 3’lünün işinin aslında ne kadar da zor olduğunu bir kez daha yazmalıyım buraya. Türkiye'nin AB’ye katılım müzakerelerinde, limanların Rum Yönetimi’ne açılmaması nedeniyle 8 fasıl 2006’da AB tarafından dondurulmuştu. Türkiye'nin üyeliğine karşı çıkan Fransa 5 faslı, ikili anlaşmazlıkları bahane eden Rum yönetimi de 6 faslı tek yanlı engelliyor. Volkan Bey, burada toplama çıkarma işlemlerini nasıl yapacak ve bizi nasıl mutlu edecek göreceğiz ama Faruk’un daha binlerce gece uykusuz kalacağı kesin. Bir yandan AB, bir yandan da Türk kamuoyunun ilgisini Türkiye-AB birlikteliğine yoğunlaştırmak için proje üstüne proje yürütecek. Eeee… O da, sadece AB Genel Sekreterliği’nin ‘AB iletişim başkanı’ değil, hepimizin iletişim başkanı. Ne zaman arasam “Çabuk söyle” yanıtını alıyor ve terslendiğim için mutlu oluyorum. Faruk, sen yeter ki çalış arkadaşım… !

Egemen Bağış için bir satır bile yazmama gerek yok. Herkes biliyor ki, eğer Volkan Bey ve Faruk, arkalarındaki dev kadroların dinamizmini, AB heyecanını sürekli Bakan Bağış’a hissettirirlerse, siyaseten de karşılığını alırlar. Çünkü o, gerçekten AB’ye bakıyor. Çünkü o, gerçekten AB’den Sorumlu Devlet Bakanı. Çünkü o, gerçekten sorumluluğunu biliyor...

4 yorum:

Adsız dedi ki...

Bu fotoğraftaki AB ekibini nasıl da doğru, düzgün anlatmışsınız bize Hilal Hanım...Anlaşılıyor ki, durmadan çalışıyorlar. Yeter ki bizim için, geleceğimiz için, çocuklarımız için çalışsınlar. Desteğimiz hep arkalarında. Özellikle bu genç yaşta kıvrak zekası ile AKP kabinesinde göz dolduran Bakan Egemen Bağış'ı hep destekleyeceğiz. Doğruları söyledikçe destekleyeceğiz. AB yoluna gönül koymuşsa, biz de bu yoldayız. Biz de demokrasi yolundayız,,yoksa fasıllar açanmış, kapanmış kimin umurunda....

altan dedi ki...

Bize AB konusunu doğru düzgün özetlediğin için teşekkürler Hilal. Zaman zaman AB yolunda oyalanıyormuş hissine kapılıyorum ama AB'nin Türkiye'yi üyeliğe kabul edeceğine artık inanmıyorum. Yine de Türkiye'de hayat standartlarının yükselmesi için birilerinin çok çalışması önemli. Bu yol AB yolu değil, bu yol daha güzel Türkiye yolu. Umarız, AB de gerçekleri bir gün anlar.

ayse keskalan dedi ki...

Bence Volkan Bey Beşiktaş taraftarı olsaydı, AB'yi çoktan ikna etmişti Türkiye'nin üyeliğine :)

Adsız dedi ki...

Hilalciğim,
Ne kadar toz pembe bir tablo çizmişsin? Temel tercihlerin ağır bastığı bir ortamda Egemen Bağış ve yapsın, Volkan Bozkır ne yapsın? Onlar mecburen kürek çemuş gibi yapıyorlar, kendilerince başarılı saydıkları bir PR kampanya ile de bazı meslektaşların pırıl pırıl övgüler yazsını sağlıyorlar.
Vize konusu bir fiyaskodur. Boşnaklara yaptıkları haa uluslararası yargılama konusu olan Sırpların vize muafiyeti alıp, Boşnakların alamadığı, Türkiye'nin Kıbrıs Rumlarının şantajına maruz bırakıldığı bir ortamda elli Brüksel çıkarması daha yapılsa bu ekip bir şey değiştirebilir mi? Sorun zaten sadece ekipte değil ki?
Avrupalı, ne yazık ki canı acımadan tepki vermiyor, 97 öreninde görüldüğü gibi.
Tebdili mekanda bazen ferahlı vardır.
Haydi bugünlük de bu kadar.

Öne Çıkan Yayın

Aradığınız sakinliğin adresini veriyorum : Göynük

Kaçıp, gitme dürtüsünün içimizi günde milyon kez yokladığı, dahası içimizi zonklattığı dönemler bunlar. Hep bir mayhoşluk, hep bir serse...