7 Aralık 2009 Pazartesi

Erdoğan & Obama...2 good friends on TV


Bu ikisi gerçekten dost mu? Washington’daki basın toplantısını televizyondan izledikten sonra, kendi kendime sorduğum ilk soru bu oldu. Diplomaside, ülkelerarası ilişkide dostluk mümkün müydü? Ahh, can-ciğer Amerikalı arkadaşım Victoria’nın sesini kulağımda duyar gibi oldum birden şimdi…”Niçin olmaz, niçin olmaz? (Why not)” Haftasonunda Amerika-İngiltere, Güney Afrika, İsveç ve Çek karması arkadaş grubumla yediğim yemeklerin, uzun kahvaltıların konusu da neredeyse dostluk üzerineydi. Bir yandan İran’ın nükleer faaliyetlerinin çözümü için dört koldan diplomasi yürüten Türkiye’nin ‘dostça’ çabalarının sonuç verip vermeyeceğini sorguluyor, bir yandan Avrupa’daki ‘Türkiye dostları’ diye bilinen ülkelerin, Türkiye karşıtlığını yenip yenemeyeceği üzerine iddialara giriyorduk. Sonunda da gelip gelip, “Diplomaside de, dostluğun kuralı geçerli. Samimi olan kazanır” diyorduk. Bunu galiba en çok diplomat arkadaşlarım söylüyordu.

Evet, “Niçin olmaz.” 26-27 Ekim’deki İran ziyaretinin hemen ardından ABD Başkanı Obama’dan “Haydi atla, Washington’a gel” daveti alan Başbakan Erdoğan’ın, Cumhuriyet Bayramı kutlamalarına denk geldiği için ertelediği ziyaret nihayet bugün gerçekleşti işte. 2 saatlik görüşmenin ardından ‘kuş gibi’, tamam hakkını yemeyelim ‘güzel bir özet’ şeklinde yapılan basın toplantısını televizyon başında izlemek de ayrı bir stresmiş canım. Kime soru hakkı verilecek. Kaç soru alacaklar. Bak bak, Obama’nın yaptığına bak. Kendisine ekonominin gidişatıyla ilgili soru soran gazeteciye “Bu konuyu yarın konuşsak” demiyor da, Türkiye’yle ilgili konuşacağına ekonomide nasıl mucizeler yapacağını anlatıyor. Nerdeyse 4 dakikamızı yedin ya sevgili Obama…Helal olsun. !!!

“Aaaa, ‘Dostum’ mu dedi Türkiye’ye, Obama? ‘Türkiye’ye dostum demekten mutluyum’ mu dedi ?” Babam’dan kocaman bir “Eveeet” yanıtını almış olmanın rahatlığıyla Obama’yla Erdoğan’a olan konsantrasyonum daha da bir arttı şimdi. Daha geçen hafta İran için “Vakit daralıyor” çanları çalan Başkan Obama, bak şimdi ne diyor: “Türkiye, İran’la yaşadığımız nükleer krizin aşılmasında önemli bir aktör.” Demek ki, bu nükleer kriz daha çok diplomasi kaldıracak. Baş aktör de Türkiye olacak. Dışişleri Bakanı Davutoğlu olmasın, müsteşar yardımcısı Feridun Sinirlioğlu olsun baş aktör..Yakışır!

Bu konsantrasyon varken ben de, konuyu dağıtmayacağım merak etmeyin. Obama’nın bu ‘dostluk’ jestine, Erdoğan’dan gerçekten koyu kıvamda, tam yerine oturmuş bir yanıt geliyor, hakkını verelim: “Zaman, dost kazanma zamanıdır”. Vayyy, Yani Türkiye ile Amerika zaten dost da, İran’ı da kazanalım. Diplomasiyse diplomasi. Demek ki, Türkiye İran’ı kazanma konusunda her şeyi yapacak. Görürüz elbet, o günleri de. Hem Erdoğan hem Obama, dostların terörizmle savaşta her yerde birlikte olacağına vurgu yapıyorsa, Afganistan işi de olmuş demek ki. Yani Türkiye, Afganistan’da Taliban sayfasını kapatmaya uğraşan Amerika’ya daha çok, daha çok asker (‘more flexible, less caveat troops’) verecek. Askerin elinde nasılsa silahı var değil mi? Operasyona girmese de, bir şekilde, bir yerlerde savaşır. Afganistan’da savaşacak çok yer var, çok. Ankara’dan illa ki “savaşa gidiyorum” diye yola çıkmasına gerek yok.

Kameralar önünde iki dost olarak ‘iyi günde-kötü günde birlikte olacaklarını’ üstüne basa basa söyleyen Obama ile Erdoğan, tabii ki içerde ‘dostça uyarılar, dostça sitemle ve dostça beklentilerle’ birbirlerini dinlediler. Obama Erdoğan’a “Bak dostum, bu Ahmedinejad’a söyle adam olsun. Alırım onun nükleer tesislerini ayağımın altına. Sen de kiminle dansettiğine dikkat et” dedi. Erdoğan, önünde duran çikolata kutusuna uzanıp, sütlüsünden ağzına attıktan sonra yanıt verdi: “Tamam, doğru düzgün dansetmezse zaten, gereken yapılır. Bir daha söylerim. Dinler beni İran”…Dostlar birbirini uyarmayacak, birbirine kızmayacak da, kim kızacak ha,,,,kim kızacak...Dost bu…Acı söyler…..İyi de sevgili Obama, sadece iki soruyla bu güzelim basın toplantısı geçiştirilir mi? Hem de bir soruya koskocaman ekonomi konusunu sıkıştırmışsın….Tamam, tamam…”Niçin olmaz, niçin olmaz….!!!”

3 yorum:

ayse keskalan dedi ki...

dostluk... dünyanın en çok özlemini çektiği kavramlardan biri... keşke gerçekleşse.....
kişiler arası dostluk... ülkeler arası dostluk..... temelinde iyi niyet olduktan sonra, neden olmasın ????

Adsız dedi ki...

Yes, I think Obama is saying the truths:YES WE CAN !

Oznur dedi ki...

Dostluk??? Niçin olmaz... niçin olmaz...

Öne Çıkan Yayın

Aradığınız sakinliğin adresini veriyorum : Göynük

Kaçıp, gitme dürtüsünün içimizi günde milyon kez yokladığı, dahası içimizi zonklattığı dönemler bunlar. Hep bir mayhoşluk, hep bir serse...