10 Mayıs 2010 Pazartesi

New York, I love you.... Hepinizi Seviyorum....

Didem’le doyasıya film izledik New York yolunda. All About Steve, Love Happens ve New York,I love you... En güzel sahneler Bradley Cooper’la dolu olanlarıydı. Bu çocuk Hollywood’un yeni gözdesi olmalı. New York’ta sanırım taksiye en güzel binme sahneleri ona ait. 10 saati aşan yolculukta sadece film yok elbet. Uçağın stratejik noktalarına dağılmış diplomasi muhabirleri, zaman zaman mutfak önlerinde toplaşıp güzel New York planlarını da gözden geçirme imkanı buldular. Bol bol bilgileneceğiz Birleşmiş Milletler binasında, Türk Evi’nde... Büyükelçimiz Ertuğrul Apakan’la, Başkonsolosumuz Mehmet Samsar’la ve Müsteşarımız Selçuk Ünal'la diplomasinin en riskli ve eğlenceli sularında beraber yüzeceğiz. Öğrenecek çok şey, yapılacak çok iş ve gezeceğimiz koca bir New York var. Elde var 1 hafta. Haydi bakalım... New York, New York...

Zeynep Gürcanlı yönetimindeki diplomasi muhabirleri ekibi New York’a iner inmez şehrin ışıklarıyla kutsandılar. Dağıldık dört yanına, sürprizlerle dolu bu kentin. Uykuya dalmadan önce Times meydanına daldık. Hem de titreye titreye. Hava inanılmaz soğuk. Beni biraz ısıtan TRT’den arkadaşım Sibel Karakazu’nun verdiği yağmurluk ve McDonalds’ta içtiğimiz sıcak çikolata oldu. Etrafta şimdilik Bradley Cooper gibi seksi, Sandro Bullock gibi hoş kızlar yok ama cıvıl cıvıl dolaşıyoruz. Diplomasinin yükselen yıldızı Servet Bey, keskin zeka ürünü esprileriyle sadece Sibel’i ve beni değil tüm ekibi kırıp geçiriyor. Aramızda bir de kim var biliyor musunuz: Amberin Zaman. İsmini duyunca bir dakika durup bekleyeceğiniz, o alımlı ve güzel gazeteci. Öyle bir “Hilalcim” diyor ki, eriyorum. Habertürk’ün en harika yazarı şimdi. Yanımızda, yanıbaşımızda...

Tamam geldik. Büyükelçimiz Ertuğrul Apakan çağırdı, geldik. Diplomasi Muhabirleri Derneği üyeleri New York’ta bir bakıma hizmetiçi eğitimden geçecek. Kamu diplomasisi yolunda hızlı bir açılım yapan Dışişleri Bakanlığı’nı, Diplomasi Muhabirleri Derneği’yle de böylesi örnek bir işbirliğine gittiği için kutluyoruz. İlk geceyi kısa tutup, güzel bir uyku çektikten sonra tam da pilates saatimde yani sabahın 6’sında uyanmanın mutluluğuyla size New York’tan kucak dolusu sevgilerimi gönderiyorum. Bakalım neler olacak, başımıza neler gelecek şu önümüzdeki 1 haftada. Hadi ben, filmden esinlenip “New York, I love you” diyorum ama siz de anlayın ki... Hepinizi seviyorum. Umarım, Times meydanında ellerim titreye titreye çektiğim bu fotoğrafı beğenirsiniz...

1 yorum:

muammer dedi ki...

Arkadaşım iyi gezmeler. Dikkat et hasta olma oralarda. Facebook'a mesajımı yazdım, garanti olsun diye buraya da not bırakıyorum.

sony W 350 dijital foto mak. (150 dolar civarında)

Gelince hesaplaşırız artık :)

Öne Çıkan Yayın

Aradığınız sakinliğin adresini veriyorum : Göynük

Kaçıp, gitme dürtüsünün içimizi günde milyon kez yokladığı, dahası içimizi zonklattığı dönemler bunlar. Hep bir mayhoşluk, hep bir serse...