2 Aralık 2010 Perşembe

1 WikiLeaks molası... I have only one secret... Victoria Secret...


Günlerdir wiki wiki, wiki... Olan oldu tamam da, peki bundan sonrası? Güneşli yine Ankara. Kahve,  yine sade. “Biraz küslük olacak Amerikalı diplomatlarla, sonra herşey eskisi gibi. Biz biraz tamirci olacağız. Ne işler yapmadık ki...” Acımak istiyorum ama acıyamıyorum bu Amerikalı diplomata. Ama canımı sıkıyor üzerinde durduğumuz spekülasyonlar. “Clinton istifa etse bana ne, etmese kime ne” diye bağırasım geliyor.... Tam o sırada Bach çalıyor. Yani telefonum. Kalbimin melodisi imdadıma yetişiyor. 

Evet Moi, evet. Kurtar beni bu sıkıcı Wikileaks diplomasisinden. Sıkıldım, sıkıldım uçmak istiyorummmm, yalın ayak yere basmak istiyorummmm,,,, ne eksiğimiz var çiçekten böcekten, ben de onlar gibi coşmak istiyorummmm.... Bu ne..? Moi’cim, sana Sezen Aksu parçası öğretiyorum. Sevdin di mi, tekrarını yapacağız merak etme.  Haydi, bay bay monşer... Sade kahve için teşekkürler... 

Kendimi bir monşer sohbetinden kurtarıp da, Moi’ye kavuşmam saniye bile sürmedi sanki. Nereye gidiyoruz? Isabel’le buluşmaya. Chanel’leri kontrol edeceğiz. Bu monşer eşlerinin durumu da ayrı bir analiz konusu tabii ki. Moi, benim çatalkaram çingenem diyeceğim değil. O bir siyah Güney Afrikalı.  Kadının elini, soğuk sudan sıcak suya sokturmuyorlarmış o da çok sıkılıyormuş. Yaaa Moi, saçmalama diyesim var ama. Ama yok. Sana evler, hizmetçiler veriyorlar ama mutsuz oluyorsun. Hiiii, içim parçalandı şimdi. Arada kocasıyla birlikte sağda solda boy gösteriyor ya. İyi işte. Amaan sıkıcı. Sanırım hiç bir büyükelçi eşi Moi kadar samimi şekilde duygularını göstermez. Hava basar. Ahhhh şekerimmm...çok iş var, çoook... Hadi leeeeeen... !

Isabel sıkılmamışmış mesela. Fransa Büyükelçisi’nin eşi olmak ayrı bir şeymiş. Yemem ben bu Wikileaks’i. Sıkılmışsın işte, Fransa’dan getirttiğin kremleri, şarapları, parfümleri, makyaj malzemelerini, sosisleri,  peynirleri satıyorsun. Yeni yıl deyip, ucuz fiyata. Hiç de ucuz değil ama Moi bana güzel yeni yıl hediyeleri alıyor ordan. Fransız Büyükelçiliği’nden. Elçilik dönmüş bir pazar yerine. Ama bak,  iyi iş yapıyor Isabelle. Satış yapıyor, ülkesinin mallarını tanıtıyor. Hem, hep beraber eğleniyoruz. Moiii, bak şu Chanel standının önünde bir fotoğraf çektirelim. Ordan alalım kendimize benim favori rujumdan... Chanel Lover Number 9. Denemeyen kalmasın. Yeni yılda şansınızı açar. Sonra Moi, evet sonra... gidip cheesecake ve kahve keyfi yapalım.  Tamam. Waka waka, anlaştık. Isabelle, sen ne diyordun şekerim. Fransız şarabı daha mı iyidir Güney Afrika şarabından. Hadi canım, sen gel de bize bir gün. İçelim, karşılaştıralım. Hiiii Allahım nerdeyim ben, kimlerleyim... Hadi hadi dışarı çıkalım.... Ama eğlendik. Hiç olmazsa Wikileaks dedikodularının arasında kısa bir nefes aldık. Neee, haftasonu da yine diplomat eşlerininin pazarına mı gideceğiz. Giderim ama tek şartla Moi. Bana 2 Chanel daha alırsın... Alırım diyor, almaz mı... Neeee? Kim öğretti sana bunu: I have only one secret... Victoria SECRET...

3 yorum:

Adsız dedi ki...

BURAK YALIM

İlahi sen :)

Adsız dedi ki...

BURCU BİLGİN

öf Wikileaks'e devam etmeyelim.. hayatımız bu mu yaw, yetti=))

Birben Erçakallı dedi ki...

Yeni yılda yeni "sır"lara sahip olmak istiyorum I have only one secret... Victoria SECRET...

Öne Çıkan Yayın

Aradığınız sakinliğin adresini veriyorum : Göynük

Kaçıp, gitme dürtüsünün içimizi günde milyon kez yokladığı, dahası içimizi zonklattığı dönemler bunlar. Hep bir mayhoşluk, hep bir serse...